Serratus Posterior İnferior

Serratus Posterior İnferior

Serratus posterior inferior kasları, alt sırttaki dört omura ve en alttaki dört kaburgaya tutu¬nur. Bu onlara, hareket sırasında vücut ağırlığını destekleme ve zorla nefes vermeye yardımcı olma yeteneğini verir (1999, 908-911).

Serratus posterior inferiordaki tetik noktalardan gelen ağrı, genellikle böbrek ağrısı ile karış- tırılabilecek lokalize bir ağrı özelliğindedir (Şekil 8.7). Tetik noktalar, kasın eğilme ve bükülme gibi hareketleri yapmasını engelleyecek gerginliğe neden olabilir (1999, 911).

Tüm posterior serratus inferior kaslarınızı düşünürsek boyumuzdan büyük işe kalkışmak, hem gerçek anlamıyla hem de mecazi olarak kötüdür. Yukarıya uzanmak için kendimizi zorla¬mak, özellikle de kaslar soğuksa veya gizli tetik noktaları varsa serratus posterior inferior kas¬larını incitebilir.

Bir kası fazla zorlamak, tam olarak soruna davetiye hazırlamak demektir. Vücudu çok fazla bükmek veya bir tarafa eğmek de kaslar için kötüdür, işinizi öyle bir düzenleyin ki özellikle de tekrarlayan tarzda, incitici hareketler yapmak zorunda kalmayın.
Yatağınıza da biraz özen gösterin. Bir yatak, vücudun kıvrımlarına
uyum sağlamak için doğru yerlerde biraz esnemelidir ama çökmüş bir
yatak, sırttaki diğer kaslar için oldu¬ğu kadar serratus posterior inferior kasları için de kötüdür.

Thera Cane, Backnobber veya duvara karşı top, serratus posteri¬or inferior kaslarının masajı için iyi iş görür. Alt kaburgalar bölgesinde birkaç değişik kasın tetik nokta ola¬bileceğinin farkında olun. Özellikle sıcak bir tanesi, sizi hepsini buldu- ^ ‘ 1 ğunuza inandırıp yanlış yönlendir-
Şekil 8.7 Serratus Posterior inferior Tetik Noktası ve Yansıyan meşin; herhangi bir yöndeki tetik Ağrı Bölgesi noktanın yakınında başkaları da
olabilir. Alt sırttaki kasları ayırt etmek zordur ama bu gerçekten önemli değildir. Sadece aşırı hassas noktalan ararken titiz davranın. Tetik noktalar sorununu gidermek, yeri yaklaşık olarak bulup sonra da bölgeyi hissederek santim santim kontrol etmek ile ilgilidir.

Kuadratus Lumborum
Kuadratus lumborum, her iki yanda en alt kaburgaya ve pelvisin tepesine bağlanan dört ta¬raflı bir kastır. Sizin kalça kemiği olarak tanıdığınız pelvisin üst kenarına iliak krest adı verilir. İliak krest, sizi birçok önemli kasa götürecek önemli bir işaret noktasıdır. Onu, başparmağınız¬la kalçanızın önünden omurganın tabanına dek yol boyunca izlemeyi deneyin.

Kuadratus lumborum kasları, lumbar omurların kenarlarına da tutunur. Bütün bu tutun¬ma yerleri, tam da eğilme yaptığınız yerde, kuadratusa bütün üst gövdeyi desteklemek için güç verirler. Onlar olmadan ince bir gövde üzerindeki bir çiçek gibi sallanırdınız. Beldeki hareketi kontrol etmenin yanında qaudratus lumborum kasları, öksürme veya hapşırma gibi zor nefes verme hareketlerinde de rol alır.

Belirtiler

47 yaşındaki Eileen, yirmi yıl önce bir araba kazası geçirdiğinden bu yana dayanılmaz alt sırt ağrısı nöbetleri geçiriyordu. Ağrı, aşağı sol poposu ve kalçasına doğru uzanıyordu. Günün çoğunda beton bir yükleme rıhtımının üzerinde ayakta durmasını gerektiren işi, sorununu da¬ha kötü hale getirmişti. Sadece bir saat ayakta durmak, sırtını o kadar kötü ağrıtıyordu ki ak¬lını zorlukla işine verebiliyordu. Bazen yürüyemiyor, ayakta duramıyor hatta dik bile oturamı- yordu. Onu rahatlatan tek şey yatmaktı.
“Bir sürü masaj ve fizik tedavisi gördüm ama bana daha da çok ağrı verdiler. Sadece haya¬tıma devam edebilmek için her türlü hapı alıyorum. Başka türlü nasıl çalışabilirim?”
Eileen’in ağrının çoğunu hissettiği sol tarafında, longissimus ve kuadratus lumborum kas¬larında tetik noktalar bulundu. Üç masaj seansı, ağrısını yüzde 75 oranında kesti. Ağrının ge¬ri kalanını da bir tenis topu ve Thera Cane ile kendi kendine kontrol altına aldı.

Kaudratus lumborum kaslarındaki tetik noktalardan gelen ağrı kalça, popo veya omurga¬nın tabanında sakroiliak eklemde meydana gelebilir (Şekil 8.8 ve 8.9). Öksürmek veya hapşır¬mak, keskin ve ıstırap verici bir ağrı saplanmasına neden olabilir. Ağrı hareket etmek isteğinizi engelleyerek psikolojik olarak felç eder. Yatakta dönmeyi veya ağrıyan tarafa yatmayı başarama- yabilirsiniz. Ağrı, bazen kasıklarda ve aşağıda uyluğun önünde hissedilir (Şekilde gösterilmi¬yor). Sıkı kuadratus lumborum kasları, gluteus minimus kasında siyatik belirtilerine yol açabi¬lecek tetik noktalara neden olarak pelvis hareketini engeller. Kuadratus kasındaki gerginlik, bir bel omurunu veya sakroiliak eklemi yerinden çıkarabilir. Bir kalçanızı yukarıda tutar ve sırtını¬za anormal bir eğim vererek omurganızın eğri veya bir bacağınızın kısa gibi görünmesine ne-den olabilir (1992, 28-38, 63).Şekil 8.9 Kuadratus Lumborum Derin Tetik Noktaları ve Yansıyan

Ağrı Bölgeleri
Kuadratus lumborum tetik noktalarındaki ağrı, sıklıkla omurgadaki artrit (eklem iltihabı), disk sorunları, siyatik veya kalçada bursit (yağ yastığı iltihabı) ile karıştırılabilir. Bu belirtiler¬le karşılaşan bir hekim size böbrek taşları, idrar yolu sorunu ve diğer iç veya sistemik hastalık¬lar tanısı koyabilir (1992, 28-69).

Nedenler

Kısa bir bacak, kısa kollar veya pelvisin bir tarafının diğerinden küçük olması, bir kuadratus lumborum kasında tetik noktalar oluşturabilir. Bu kaslar, genellikle düşmeler ve araba kazala¬rında zedelenir. Ayrıca bir şeyi bükülerek veya dengesiz kaldırırsanız da incinebilirler. Yaygın duygusal streslerden gelen gerginlik, sıklıkla bu kaslarda yer edinir (1992, 40-41). Alışkanlığa bağlı kas gerilimi için 12. bölüme bakın.

İlginçtir ki gluteal kaslar gergin olduğunda ve tetik noktalar tarafından zayıflatıldığında ku¬adratus kasları strese ve aşırı kullanıma açık hale gelir. Glutealler işlerini yapmadıklarında, ku¬adratus lumborum kasları onların işini de yapmalıdır. Sonra çok yorulurlar, donarlar ve sizi baştakinin iki katı sorunla karşı karşıya bırakırlar. Gluteal ve kuadratus kasları beraber çalıştı¬ğından, genelde tetik noktalar ile aynı anda acı verir.

Tedavi

Kuadratus lumborum kasının kesin yerini, kalçanızı yukarı kaldırdığınızda kasıldığını his¬sederek belirleyin. Yatarken kası ayırt etmek daha kolaydır (Şekil 8.10). Parmağınızı kalça ke¬miği ile en alt kaburgalar arasından bastırdığınızda kasın duvarına rastlarsınız. Bu hem kuad-
ratus lumborum hem de yüzeysel spinal kaslarının kenarıdır. Kuadratus lumborum, bu kısa sert kas sütununun ön tarafındadır. Longissimus ve iliokostalis arka kısmındadır.
Eğer kuadratus lumborum ağrıya
M neden oluyorsa birkaç yerde, özellik-
V zA le de kalça kemiği ve en alt kaburgaya
tutunduğu yerlerin yakınlarında tetik
noktalar olması muhtemeldir. Kuad-
ratus lumborum ile çalışmak için eğer
karşı taraftaki el ile arkanıza ulaşır ve
çalışan eli tutarsanız desteklenmiş baş¬
parmak şaşırtıcı derecede iyi bir araç olacaktır. Böylece başparmağı, kasın içine bastırmak için iki el beraber ça¬lışabilir. Kalça kemiği ve kaburgalar
Şekil 8.10 Kuadratus Lumborumun Yerini Kalça Kaldırılırken arasına masaj yapmak için bir diğer Yalıtılmış Kasılma ile Belirlemek yol i$e duyara kafşı bif topmr (şekil
8.11). Duvara yan durarak kolunuzu önde tutun ve topu, kısa kas sütunu boyunca önden ar¬kaya doğru yuvarlayın.

Yatakta Thera Cane ile sırtüstü düz yatmak, kuadratus lumboruma masaj yapmak için iyi bir yoldur. Şekil 8.12’de gösterildiği gibi yan tetik noktalan çiftine masaj yapmak için Thera Cane’in ucunu kasın ön tarafına yerleştirin. Cane, vücudunuzun üstünden geçsin ve diğer ucu da yatağa dokunsun. İki elinizle birden aşağı iterek kası yatağa doğru bastırın. Darbeyi aşağı ve vücudun dışına doğru vurun.

Orta tetik noktaları çifti için Thera Cane’in topu¬zunu sırtınızın altına, sırtın o tarafının yaklaşık olarak ortasına Şekil 8.13’te gösterildiği gibi yerleştirin. Çi¬zimde sol el, bir destek noktası gibi hiç kımıldamadan durur. Sağ el kürekçi hareketi yapar, tavana doğru bas¬tırır ve ardından yüze doğru darbeyi indirir. Sağ taraf¬taki kuadratusa masaj yapmak için sadece aleti ve el¬leri

ters çevirin.
Eğer kuadratus lumborum tetik noktaları da ağrı¬nız varsa ama durup üzerinde çalışamayacak bir du¬rumda iseniz kuadratus lumborum üzerindeki deriyi biraz acıtacak kadar çimdikleyin. Bu, sinir sisteminin dikkatini dağıtır ve ağrı, sinyallerini gideceğiniz yere varmaya yetecek kadar susturur. En azından yürüye¬bilmenize yarar ve caddenin karşısına varmanızı sağlar.
Tetik noktaları dikkate almamanın bedeli ağır ola- TU ^ ^ .
° Şekil 8.13 Thera Cane ile Kuadratus
bilir. Sizi kötü bir zamanda yakalamalarını bekleme- Lumborum Orta Tetik Noktalan Masajı yin. Zaman zaman kuadratus lumborum kaslarınız¬daki sorunları saptayın ve giderin özellikle de geçmişte sorun yaşadıklarınızı. Ağrınız olmasa bile bunu yapın. Gizli tetik noktalar kasların zayıflamasına, kısalmasına ve gerilmesine neden olur ama siz bir hassasiyet aramak için üzerlerine bastırmadıkça var olduklarına dair bir işa¬ret vermeyebilirler. Gizli tetik noktalar için uyanık olmak sorunu büyümeden yok etmeyi ko-laylaştırır.

Masaj Darbeleri

V. 4. DARBELEME: TAPOTEMENT: PERCUSSİON

Dokuları uyarmak için kullanılan bir masaj hareketidir. Daha çok sporda hazırlık masajında aktivite öncesinde kullanılır. Uygu¬lama ellerin ritmik olarak o bölgeye çarptırılması şeklindedir.
Tapotement spor dışında tedavi masajında da kullanılabilir. Örneğin akciğer salgılarının boşaltılması amacıyla yapılan postüral drenajda bu teknik kullanılır.

Ampütasyondan sonra güdük ucunun proteze uygun hale getirilmesi aşamasında tedavi masajı bağlamında tapotementler yapılabilir.

Darbelemede diğer masaj manipülasyonlarında olduğu gibi dolaşımı artırıcı etki beklenmez. Dokuların uyarılması amaçlanır. Damarlarda önce bir daralma ve ardından genişleme oluşur. Kas tonusunda hafif artma beklenir. Darbeleme sırasında dokularda gerilme ve kasılmalar gözlenir.

Darbeleme: Hackirıg

V. 4.1. Hacking
Hacking en çok tanınan tapotement tipidir. Elin dış kenarıyla artarda yapılan vuruşlardır. Omuz, uyluk ve baldırda sıklıkla kulla¬nılır.
Darbelemenin frekansı duruma göre ayarlanır.

V. 4.2. Clapping

Sağ ve sol el kubbe biçimine getirildikten sonra ritmik vuruş¬lar yapılır. Bu sırada avuç içlerinde sıkışan hava darbenin etkisini güçlendirir.
 
Darbeleme: Clapping

Tedavi masajında postüral drenaj için kullanılabilir.
Bir süre clapping yapıldıktan sonra hastanın öksürerek akci¬ğer salgılarını çıkarması istenir. Bu işlem hastanın balgam çıkar¬ması azalana kadar sürdürülür.

V. 4.3. Slapping

Bütün avuç içi ya da bazen el sırtı bilek hareketleri ile vücu¬da çarptırılır. Daha yüzeysel bir deri uyarısının istendiği durumlarda yapılır. Eller artarda çalışır.

Slapping
Tapping

V. 4.4. Tapping

Parmakların uç kısımlarıyla yapılan darbeleme şeklidir. Do¬kulara tempolu olarak noktasal uyarı verilir.

Darbe teme: Beating, yarım yumruk

V. 4.5. Beating
Yarı açık durumdaki yumruklarla ve elin dış kenar kısımlarıy¬la uygulanır. Sert bir harekettir. Sırtta ve kalça bölgesi gibi kalın kas yapısına sahip bölgelerde tercih edilir.

V. 4.6. Pounding
Tamamen sıkılmış yumrukla vurulur. En sert masaj manipü- lasyonudur.

İstenen etkinin uyarı olduğunu bir Anadolu geleneğiyle hatırlamak ilginç olabilir: Ülkemiz de Karadeniz, İç Anadolu bölgesi düğünlerinde damat gerdek odasına girerken arkadaşları tarafın¬dan “şakayla karışık” yumruklanır.

Bu geleneksel davranışı masaj manipülasyonu saymak belki biraz zorlama olacaktır. Ama darbelemeden beklenen etkiyi vurgu¬laması açısından aklida kalıcı bir örnektir.

ŞİFALI SULARLA İLGİLİ TANIMLAR

ŞİFALI SULARLA İLGİLİ TANIMLAR

Çeşitli hastalıklara deva olduğu inancı, dün olduğu kadar bugün de yaygın olan şifalı suları, daha iyi tanıyabilmemiz için, konuya ilişkin önemli deyimlerden bir bölümünü kısaca tanıyalım.

Şifalı Sular:
Yer yüzeyinde topraktan kaynayan ve çeşitli hastalıkların tedavisinde yararlanılan, kaynak suları “Şifalı Sular” olarak tanımlanır. Şifalı sular, sıcaklık derecelerine göre banyo ve içme şeklinde kullanılır. Bunun yanı sıra, hem içme, hem de banyo suretiyle yararlanılan şifalı sular da vardır.

Kaynarca:
Şifalı suların yeryüzüne çıktığı kaynağa, verilmiş addır.
Ilıca: Üzeri açık olan ve banyo yap¬mak üzere faydalanılan şifalı sıcak sulara “ılıca” deyimi kullanılır. Genellikle, içleri¬ne girilip yıkanılan şifalı suyun, toplanma¬sından veya bir gölcükten oluşur. Çoğun¬lukla, kaynak yerinde teşekkül eden ha¬vuzların tabanları ağaç veya taş döşenmek ve ıskaralı bir şekle sokulmak, çevrelerine alçacık duvarlar örülmek suretiyle kullanı¬lır bir duruma getirilir.

Çermik:
Ülkemizin birçok yerinde ılıcaya çermik deyimi kullanılır. Bu de¬yim, üzeri açık ılıca anlamında kullanıl¬mış, şifalı su kaplıca niteliğine dönüştük¬ten sonra da, halk dilinde aynı adla söyle¬ne gelmiştir.

Kaplıca:
Şifalı sulardan yararlanmak üzere, kaynarcaların çevresinde kuru¬lan hamam ve tesisler, genel olarak kaplı¬ca olarak adlandırılır.

Kaplıca, kaplı-ılıca, üzeri örtülmüş ılıca anlamına gelir. Ilıca’nın üstüne bir
hamamın yapılması sonucunda, ortaya çıkan tesisin kaplı-ılıca biçiminde tanımlanma¬sından türemiştir. Normal hamamlardan ayrıcalığı, yıkanmaktan çok tedavi amacıyla ku¬rulmuş olmalarıdır.
Kaplıcaların gelişi güzel geleneklerden ayrılıp bilim ve hekimliğin konusu oluşla¬rı da 17. yüzyıllara rastlar. Hekimlerin ve kimyacıların şifalı suları analiz yaparak, iyi¬leştirici özelliklerini ortaya koyuşları kaplıcalara ilginin daha da artmasına bir başlangıç olmuştur. Bu çalışmalar sonucu olarak, bugün hangi kaplıca sularının hangi hastalıklara iyi geldiği konusu artık kesinlik kazanmıştır.

Kaplıcalar özelliklerine göre, şifalı suların yeryüzüne çıktığı kaynaklar ile, bunla¬rın çevresinde kurulan hamam, havuz, klinik, otel gibi konaklama ve tedavi birimlerin¬den oluşur. Kaplıcada şifalı sular, yabancı sularla karışmadan kapalı havuzlarda toplanır. Yapılan tesisler ise, kaplıca suyundan banyo ve içme kürleriyle yararlanma ¿biçimine gö¬re farklılıklar gösterir. Halk dilinde, kaplıca diye tanımlanan şifalı suların, insan sağlı¬ğındaki olumlu etkileri, her dönemde geçerliliğini koruyor.
Modem kaplıcalarda başlıca tedavi bölümleri şöyledir:
1 — Elektroterapi (elektrikle tedavi, iyileştirme bölümü)
2 - Hidroterapi (banyo, su serpme ve duşla yapılan tedavi)
3 - Genel havuz banyosu bölümü
4 - Çamur banyoları bölümü
5 - Masaj bölümü
6 - Diğer tedavi bölümleri (buğu koklama, gargara, lavaj, banyo gibi)
Şifalı SUİara yerilen diğer adlar: Şifalı sularımıza yörelerine göre isimler verilmiştir: Girme, ılısu, ılıca, kaplıca, kudret hamamı, terme, acıpınar, abıgerm, çerme, akarca… gibi deyimler, verilmiş adların başlıcalandır.

Hidroloji ve Madensuları
Hidroloji, dünyada mevcut bütün çeşitli suların mekanik, fiziksel ve kimyasal özelliklerini inceleyen bir bilim dalıdır. Bizim konumuz, bunlar arasından yalnız madensu- ları (şifalı sular) grubudur.
Genel olarak, maden suyu olarak adlandırılan şifalı suların soğuklan içme, içmece, sıcakları ise ılıca, kaynarca, kaplıca, çermik olarak bilinir. Bilimciler, sıcaklığı 20 dereceden yukarı ve içinde bir gramdan fazla erimiş maden bulunan, tedavi değeri kanıtlanmış olan doğal sulara “madensuyu” adını vermişlerdir. Bu tanıma ek olarak, maden- sularında ayrıca kaynak halinde olmalan koşulu aranmıştır. Madensuyu sözcüğü, Fransızca “Eau minerale” sözcüğünün karşılığı olarak dilimize girmiştir.
Dünyada madensuları niteliğini taşıyan bütün şifalı sular, içinde taşıdığı özellikleri nedeniyle ya içilerek, ya da kaplıcalarda banyo şeklinde yararlanmak suretiyle uygar¬lığın hizmetine sunulmuştur.

Şifalı Suların Oluşum Biçimleri

Ankara Masaj  tedavi alanındaki yararlarına inanmış olarak, kaplıca ve içmelere gi¬den kişilerin çoğu, zaman zaman bu doğa harikalarının nasıl oluştuklarına yönelik dü¬şüncelere dalar, hayal kurarlar. Bu konuda inceleme yapan bilimciler, şifalı suların olu-şumlarını iki ana kategoride topluyorlar.
Birinci kategoriye giren kaynaklar, yağmur, kar ve dolu biçiminde yağan suların, toprağın altına sızmasından ve derinlerde fiziksel ve kimyasal değişikliklere uğramasın¬dan sonra şifalı su niteliğini kazanmasıyla oluşurlar.

Buna göre, her yüzüne inen sular, toprağa geçerek, derinlerde sert kayalara rastlayınca orada birikirler. Buldukları bir çatlak veya açtıkları bir kanaldan, yer altından uzun yollardan geçerken tuzlan ve madenleri de eriterek, doğal halde ılıca ve içme kimliğini kazanırlar.

İkinci kategoriyi oluşturan kaynaklar ise, dünyamızın daha derin bölgelerinde, yer yüzünden sızan sulardan ayrı olarak, kimyasal ve fiziksel yöntemlerle oluşan şifalı kaynaklardır.
Yerbilim (jeoloji)’in bize verdiği bilgilere göre, ayağımızı bastığımız toprağın ısı derecesi, derinlere indikçe her 30 metrede; bir derece artar. Derinlere indikçe ısı daha da artar. Volkanların yakınlarında çok daha fazlalaşır. Dünyamızın merkezi, 9000 derece sıcaklığı ile kaynayan bir kazana benzetilir. Böylece, yeryüzünden süzülerek derinlere inen sular, her otuz metrede bir derece ısınarak, dünyamızın tabakaları (katmanları) arasında kendilerine uygun bir yol bularak tekrar yeryüzüne “şifalı su” adıyla çıkarlar. Ancak, topraktan dışarıya sızan her su, içinde erimiş maden ve tuzların bulunmasına rağmen, şifalı su değildir.

Bir Tedavi, “Ankara masaj salonları” denebilmesi için, o suyun şifa niteliğinin deneyler ve gözlem¬lerle kanıtlanmış olması gerekmektedir/ )
Birçok bilimciler de, şifalı suların, dünyamızın derinliklerinde oluşarak, daha son¬ra büyük su yataklarından ve yeraltı göllerinden geldiğini belirtiyorlar. Bu tür sular, dün¬yamızın merkezine yakın bölgelerden geldiği için daha sıcak olur görüşünü ekliyorlar. Bu nitelikteki suların verimliliğinde de, yaz ve kış aylarında veya yağmurlu ve kuraklık döneminde bir değişiklik görülmüyor. Oysa, meterolojik sular olarak bilinen yağmur, kar ve doludan oluşan suların çok derinlere inmedikleri için ısıları daha düşük oluyor.

Konunun uzmanlan, hidrojen ve diğer yanıcı gazların, arzın merkezinde, yer kabu¬ğunun çatlaklarından çıkarken, oksijen ile birleştiğini, böylece sülfür ve kömür gazı ile su buharının oluştuğunu, su buhannın da, birçok madenleri eritip toplamasıyla çok sıcak şifalı suların oluştuğunda tam bir görüş birliğine varmışlardır.

Yerbilimcileri; aynca, çok sıcak suların değeri, nasıl oluştukları hususlarında daha açık bilgi edinmek için, yerin merkezini incelemişler ve buradan bol miktarda hidrojen gazının geldiğini, kimyasal ve fiziksel değişimlerle birleşerek su halinde yeryüzüne çık¬tığını saptamışlardır. Böylece, arzın merkezinin sıvı halinde ağır madenlerden değil de, gaz halinde hidrojenden oluştuğu kesin görüşüne vanlmıştır. Hidrojen gazı en çok vol¬kanlardan püsküren gazlarda, ya da doğal kaynaklardan çıkan gazlarda bulunuyor.

Gizli Güçler

Masaj Ankara günümüzde büyük değer kazanmış bulunuyor. Bilim adamlarının ortak görüşü, bu sularda madeni eriyikler ve tuzlar dışında, henüz keşfedilemeyen bazı gizli kudretlerin de bulunduğu merkezindedir. Şifalı suların, güneşten bize ulaşan enerjinin tümünü taşıdığım, aynca güneşten ulaşamayan daha birçok enerjiyi de birlikte getirdik¬lerini bu görüşlerine ekliyorlar.
Öte yandan, güneşin, dünyamıza uzaklığının yaklaşık 150 bin km. olduğunu, yeryüzünün, doğal hidrojen gazının bulunduğu yerbölümüne uzaklığının ise, 3 bin km. olduğu kaydediliyor. Yapılan bu kıyaslamalarla, şifalı suların, anlaşılamayan ışın olarak veya madde halinde tanınmayan birçok bilinmeyen enerjiyi de, yerin dibinden bize kadar taşıdığını kabul ediyorlar/ )
Kaplıcalar hastanın ayağına gidemeyen bir tedavi merkezidir. Bir hastanın istediği kadar kaplıca suyunu başka bir yere taşıyıp bununla tedavi görmesi mümkün değildir. Zira taşman suların kimyasal oluşumları bozulur. Ve kaplıca suyu adi bir suya dönüşür.
Şifalı su kaynaklarında bulunan gizli kudretler; ancak, suyun bulunduğu yerde kullanılması halinde faydalı oluyor. Su, başka yere taşınırsa, ölü su niteliğini kazanıyor. Ünlü bir Fransız hekimi, bu konu ile ilgili olarak, “Kaplıca suları, canlı sulardır. Yerinden alınıp, başka yere götürülürse canlılığım yitirir.” görüşü ile bu olguyu belirtmiştir. Gerçekten, kaplıca sularının etki alanı, suyun topraktan kaynadığı zaman içindedir. Aradan uzun zaman geçip, su soğudu mu, radyoaktivitesi derhal kaybolur.

Uygarlık tarihi ile bir Masaj Salonları Ankara kurumu ve ilaç olarak hizmete giren şifalı sulardaki bu gücü, insanlar önceleri perilere, cinlere ve ilahi kuvvetlere atfetmişler, kazandıkları şifa¬yı böylece kabullenmişlerdir. Teknolojinin en üstün aşamaya eriştiği günümüzde bile, dün olduğu gibi, bu ilahi kudretin oluşumu, kesin olarak açıklığa kavuşamamıştır.

Yaşlıları gençleştiren, çelimsizlere aslan gücü veren, felçlileri yürüten, ağrılarla kıvranan hastalan yeniden hayata kavuşturan, sayısız dertlere ilaç olan… Bu doğa hari¬kalarındaki sır ve şifa gücü, acaba nereden geliyor?
Bilimcilerin de dile getirdikleri gibi, hemen ekliyebiliriz ki, bu gizli kudretin sırrı, kesin olarak çözümlenememiştir. Bir doğa gücü bu.
Tann’mn insanoğluna bağışladığı sayısız nimetlerden biri../ )

Kaptaj
Şifalı suların bir yerde toplanmasını sağlayan tesislerin tümüne “kaptaj” adı veri¬lir. Yeryüzüne çıkan şifalı sulan, yerinde kullanmak, kaplıca tedavisinin temel ilkesidir. Bu nedenle, kaynağın başka sularla kanşmasmı, gazlann zayi olmasını, sıcaklığından ve niteliğinden birşeyler kaybolmasını önlemek amacıyla bazı önlemler alınır. Bütün bu ça¬lışmalar kaptaj olarak adlandırılır. Kaptaj’dan amaç, şifalı suyun koruma altına alınarak, kaynaktan geldiği gibi kullanılmasını sağlamaktır.

Romalılar, kaptaj işlemine büyük önem vermişler, suyun kaynağını ve geldiği yol¬ları kemerlerle çevirmişler, suyun dışanya kaçmasını ve yabancı sulara karışmamasına yönelik önlemler almışlardır. Günümüzde de, kaynakların etrafı betonlarla koruma altı¬na alınarak, sular sadece bir yerden çıkma zorunda bırakılmaktadır. Ülkemizde en iyi de¬nebilecek kaptaj örneğine, Kızılay’ın işlettiği Afyonkarahisar Madensuyu işletmesi gös-, terilebilir.

İnsanın yaratılışının hikmeti

İnsanın yaratılışının hikmeti ve gayesi Halik-ı kâinatı tanımak ve ona ibadet etmektir.

Toksinleri vücudumuza nasıl alırız? Bağışıklık sistemi düşük, çö­kük ise havadan, yiyeceklerden, içeceklerden ve çevreden toksinler, vücudumuza girer. Deri, nefes, vücut salgıları, sindirim ve boşaltım sistemi yoluyla, yeterince temizlenemeyen toksinler vücutta birikir.

Vücut kendi kendini onarabilen harika bir tasarım.

Beden detoksu için karaciğer, böbrek, akciğer, bağırsaklar, cilt ve lenf sistemi devreye girer. Asitlenmeden, zehir ve artıklardan vü­cudu arındırır, korur. Zihinsel ve ruhsal arınma ise bir süreç ister. Ruhsal detoks için zihnini yenile. Geçmişe takılı kalan duygu ve dü­şünceleri terk et. Derine dövme, dudağına botoks yerine, zihnine detoks yaptır. Yap. Ruhsal tekamül için hoş geldin. Sayfalar senin.

Sadece “beden’i iyileştirmek yeterli mi? Belirtileri yok etsen de, “kaynak”, “altta yatan sebep” hâlâ orada durmaya devam ediyorsa, hastalığın iyileşemediği gibi, seni de ölüme sürükleyecektir. Ruhsal detoks ile zihin anayasasının kodlarını değiştirebilirsin. Beynin de­rin devletine, ahi defterine yazacağın bilgiler, seni mutluluğa götü­recektir. Karışıklık, tükeniş, melankoli, panik atak, kaygı, stres, dep­resyon ve başarısızlıktan çıkıp, olman gereken yere gelmek için…

Sefaletten sefaya, duygusal, fiziksel bağımlılıklardan kurtulma­ya, esaretten özgürlüğe adım atarak, bilge, özgür, mutlu, toleranslı, huzurlu, enerjik, biyonik ve dinamik güçlü bir insan olarak, içindeki hâzineyi keşfedip enerjini kendine harcayarak, seni tutsak eden kor­ku hapishanesinin kapılarını açıp mutlu, sağlıklı olmaya hazır mısın?

Bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim?

Ruhsal Detoks’un gizemli dünyasına hoş geldin! Bir insanın has­talıktan kurtularak iyileştiğini bilmek, zihin sürecinin en inandırıcı kanıtıdır. Terapi için zihin, beden, ruh ve gönlünü inandırman ye- terlidir.

Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise, onda az duracaktır ve va­zifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde sonsuz hayata gerekli donanımı temin etmelidir. İnsan bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için, rahat ve safa ile ömür geçirmek için gelmemiştir.

Dilek, temenni ve duan yerü yerinde ise harikalar seni bekliyor. Sonsuz kudret ülkesinin kapılarını çalmak, açmak ve gündelik işle­rini yoluna koymak için…

En mühim mesele, cehennemden kurtulmaktır.

İçinde saklı onarıcıhğı, bilgeliği ortaya çıkarıp hayatında dönüm noktası oluşturmaya, yeni ve beyaz bir sayfa açmaya hazır mısın? Başının derde girmesini beklemeden dua ve dilek gücünü devreye sokmak o kadar kolay ki! Onlar başardı. Sıra sende!

“21. yy. cahili okuma yazma bilmeyen değil, eski bildiklerinin yerine yenisini koymayanlar olacaktır.” Alvin Toffler

Sen kimsini Sen. Evet, sen! Kuantum insanı! Nereden gelip ne­reye gidiyorsun?

Kim o, deme boşuna. Benim, ben. Öyle bir ben ki kapma gelen; baştanbaşa sen. Özdemir Asaf

Ne kadar zamanda, ne kadar işi, nasıl yapacaksın? Burası nere­si? Sen buraya neden geldin? Hayatının gayesi ne? Sahi sen kimdin? Arzun ne? Son arzun ne?

Bir havuz hikâyesi…(BİZ)

“Sen’lik de, bir tür “Ben”lik… Gönül ruh ülkesinin kapısını çaldı. İçerden bir ses geldi: “Kim o?” “Ben geldim!” “Ama burada ‘Ben’e yer yok ki… Git!” Kapı açılmadı… Döndü, gitti. Hamdı, yandı, pişti… Bir müddet sonra tekrar zili çaldı. “Kim o?” “Sen geldin!” “Burada ‘Sen’e de yer yok! Ama gel…” Beklenen cevap “Biz” olmalıydı oysa. İçeri girdiğinde şahane bir havuz gördü, sıcacık. Kendisine baktı, egosuna. Bir buz parçası misali… “Atla.” dendi havuza… “Ama atla- yamam. Atlarsam eririm.” “Eri!” “Erirsem yok olurum, mahvolurum. Ölürüm.” Öl. Sevmek ölmekle başlar. Eriyince “Biz” olursun. “Ben bu havuzun neresindeyim?” Hâlâ “Ben” diyorsun! Havuzdaki hangi damla mısın? Havuzun ta kendisi oluyorsun ya!

Duyu Organları Hakkında

DUYU ORGANLARI

Organizmadan ya da çevreden gelen uyarıları alan yapılara duyu organı denir.

Periferik afferent liflerin sonlarında bulunan duyu organları çeşitli uyarıların alındığı ilk istasyonlar olarak kabul edilebilir. Duyu organlarınca alınan uyarılar, bu Ankara masaj aracılığıyla merkezi sinir sistemine ulaştırılır.

Beş duyu olarak bilinen; görme, duyma, koklama, tatma ve dokunma duyularını sağlayanlardan başka periostta, deri ve muko¬zalarda, kas ve tendonlarda bulunan birçok duyu cisimciği de derin duyu görevini yaparlar.

Masaj uygulamasının dokunma ve derin duyuyla ilişkisi ortadadır. Bu çerçevede öncelikle vücudun en dışında yer alan derinin tanınmasında yarar vardır.

Deri birçok önemli görevinin yanı sıra büyük bir duyu organıdır. Vücut için önemli olan dokunma, basınç, ağrı, ısı gibi duyuların algılanmasını sağlayan reseptörler deride bulunur.

Deri

İnsanoğlu böylesine geniş ve pürüzsüz bir tene sahip tek primattır. Kürklü kuzenlerinin tersine insan bedeni en üst düzeyde uyarılmak için yaratılmıştır.83

Vücut ağırlığının %15’ini oluşturan deri, 1.5-2 m2lik yüzeyi kaplar. Yaklaşık 1 cm2sinde üç bin duyu hücresi, bir metre kılcal damar, seksen ter bezi ve otuz beş sinir ucu bulunur. Dokunma, basınç, ağrı ve ısıyla ilgili duyu cisimcikleri derinin her yanına ya¬yılmıştır.35 Bazı yazarların deriyi “dış sinir sistemi” olarak tanım¬lamaları boşuna değildir.83

Deri (cutis), epidermis denilen yüzeysel tabaka ve dermiş denilen derin tabakadan oluşur. Bu iki tabaka çok sıkı bir şekilde bütünleşerek vücudun tüm dış yüzeyini örterler. Deri ile gövdenin her tarafını örten fasya arasındaki kısma ise deri altı (subcutanea) denir. Burası vücudun yağ deposudur.

Ankara Masaj: Derinin bu üst tabakası çok katlı yassı epitel hücrelerden oluşmuştur. Stratum korneum ve stratum germinativum olmak üzere iki tabakadır. Germinativum tabakası da hücrelerin şekil ve yapısına göre dört farklı tabakaya ayrılır.
Epidermisin en üst tabakası çekirdeksiz ölü hücrelerden oluşur. Bunlar derinin alt tabakalardan yukarıya doğru göç eden ölü hücrelerdir. Derinin bu şekilde yenilenmesi yani işlevini yitirerek ölen hücrelerin alt tabakalardan en üstteki epidermise kadar ulaş¬ması ortalama 30 günde gerçekleşir.

Derinin dayanıklılığını bu kendini yenileme özelliği sağlar
Derinin rengini sağlayan renk hücreleri (pigmentler) epidermis ve dermiş tabakalarında bulunur. Beyaz derililerde epidermiste pigment sayısı azdır. Ancak zencilerde epidermisle beraber coriumda da çok sayıda pigment bulunur. Epidermisteki pigmentlerin görevi güneşin zararlı ışınlarının daha derin tabakala¬ra girmesini engellemektir.

Güneşte fazla kalındığında pigment sayısında artış olur. Böylece deri esmerleşir ve dayanıklılığı artar. Siyah insanların ek¬vator bölgesinde, beyaz tenlilerin ise güneş ışınlarının etkisinin daha az olduğu kutuplarda yaşamasının nedeni budur.

Gerilim Akıtma Deneyimi

Gerilim Akıtma Deneyimi

Önce bir gerilim envanteri çıkarın. Zihin gözünüzle on altı basamaklı gerilim boşaltma işle­minde normal olarak gevşettiğiniz tüm kas gruplarını tarayın. Kendinizi, bulabildiğiniz yerler­deki kas gerilimlerini hissetmeye ayarlayın. Eğer düşündüğünüzden daha kötü ise şaşırmayın. Neredeyse her zaman öyledir. Gerilimin en fazla olduğu yerleri not edin; mide, çene ve boy­nun arkası muhtemelen en kötü gerilimlerin olduğu yerlerdir.

Gevşemeye çalışmayın. Bırakın gerilim olsun. Onun var olmasına izin verin. Onunla savaş­mayın. Karşı koymayın. Eğer gerilim, benim Dr. Storrow ile olan hipnoz seansımda olduğu gi­bi çarpıcı biçimde yükselmek istiyorsa bırakın öyle yapsın. Hiç artmayabilir ama eğer yaparsa kendini tamamen dışa vurmasına izin verin. Bunu bir macera olarak düşünün. Ne kadar ileri gidebileceğini görmek için meraklı olun.

Düşünme ve üzüntünün gerilimi kuvvetlendirdiği ağız, dil, yüz ve gözler hakkında özel notlar alın. Muhtemelen nefesinizi tutma eğilimi göstererek çok yüzeysel nefes aldığınızı fark edeceksiniz. Gerilim zirveye doğru çıkarken özellikle de ilk denemenizde kendinizi patlayacak gibi hissedebilirsiniz. Buna ne kadar dayanabileceğinizi merak etmeye başlayabilirsiniz ama pes etmeyin. Gerilimi yaşayabildiğiniz kadar yaşayın. Kendinizi onun içine daldırın.

Düğümlenmiş olan kaslarınız bu seferlik acıyabilir ama izlemeye devam edin. Seyretmeye ve gözlemlemeye devam edin. Gerilimin gitmesini istediğinizi, artık dayanamadığınızı hisse­debilirsiniz ama biraz daha dayanın. Artık gerilimi daha fazla tutamayacağınız bir noktaya ge­leceksiniz ve birdenbire tamamı bir anda akıp gidecek. Gerilim giderken tuttuğunuz havayı da dışarı vereceksiniz, göğsünüz muazzam bir rahatlama hissi ile çökecek. Ama sonra yeni, can­landırıcı büyük bir nefes alırken gerilim koşarak geri gelecek, her şey eskisi gibi gergin olacak ve hepsi düğümlenecek. Korkmayın veya cesaretinizi yitirmeyin. Bu iyidir.

Henüz gevşemeye çalışmayın. Gerilimin geri gelmesine izin verin. Bırakın olsun. Onunla savaşmayın. Bu sefer, çok daha hızlı olarak gerilim yükselerek zirveye çıkacaktır. Ama bu ge­rilim seviyesi önceki kadar yüksek olmayacak, hemen hemen yarısından biraz fazla olacaktır. Onu kontrol etmeye çalışmayın. Tek kelimeyle izleyin. Yakında tıpkı önceki gibi bir anda tek­rar akıp gidecektir. Şimdi işiniz bitti mi? Hayır, işte bir kere daha geliyor. Ama şimdi daha da küçük bir zirve. Doğruca maksimuma çıkıyor ve tıpkı önceki gibi birden solup gidiyor.

Uç veya dört gerilim zirvesi daha bekleyin, her biri kendisinden öncekinde daha küçük ola­caktır. Adının hakkını vermeyen son bir gerilim dalgası daha yaşayacaksınız. Bu noktada kontro­lü ele alın ve aktif gerilim tahliyesi işlemlerinden birine başlayın. Bariyeri deldiğinizi hemen gö­receksiniz ve şimdi gevşemenin ne kadar da olağanüstü kolay olduğuna şaşıracaksınız. O büyük düğümü, büyük keşmekeşi kırdınız. Aktif gerilim tahliyesi, şimdi öncekinden çok daha iyi işleye­cek ve akıtmadan önce elde edilemeyecek olan derin bir gevşeme durumuna geçeceksiniz. Bütün pasif gerilim akıtma işlemi, başlangıçta on, on beş dakika kadar sürer. Yeterli beceri kazandıktan sonra akıtma deneyimi otuz saniyeden daha az bir sürede tamamlanabilir.

Pasif gerilim akıtmanın, kasların isteyerek kasılmaması ile kasılma/gevşeme yönteminin tam zıttı olduğunun anlaşılması çok önemlidir. Kaslarınızı isteyerek kasarak ve onları çalıştırarak etki artırılabilirmiş gibi gelse de öyle olmaz. İsteyerek kasmak, kasların kendi kendilerine geril­me, zirveye çıkma ve boşalmalarına izin vermeye göre geride daha fazla gerilim bırakmaktadır. Kasları gerilime terk ettiğinizde kramp gireceğinden korkabilirsiniz. Bu, bazı insanlar için ara sıra doğru olabilir ama ben, otuz beş yıldır pasif gerilim akıtması yaparken hiç kas krampı ya­şamadım. Aslında deneyim, oldukça dramatik de olsa kasların maruz kaldığı gerilim sıradan iş ve oyunlarda olandan çok daha azdır.

Pasif gerilim akıtma, sadece kas gerilimine odaklanarak size sinirsel gerilimi nesnel olarak ele alabilmenize imkan verir, azalan gerilimin doğal bir sonucu olarak duygusal konuları ken­di kendine hallolmaya bırakır. Duygusal konularla bilişsel olarak ilgilenmek belki gerekir bel­ki gerekmez. Pasif gerilim akıtma, duygusal tepkileriniz veya onların geçmişleriyle net bir bilgi olmadan bile işe yarıyor gibi görünmektedir. Bu basit fikrin etkisi, paradoksal niyet ile açıklanır ve tedavi amaçlı bu model açıkça proaktif olan bu fikri kullanarak Nazi ölüm kamplarından kurtulması ile ünlenen Viyanalı psikiyatr Viktor Frankl tarafından ortaya konmuştur.

Shred Tekniği Hakkında

esnekliğin diyeti daha zor hale getirdiğini söylediler. Ellerinde çok fazla seçenek olması zorlu bir mücadele. SHRED tekniği altı hafta boyunca her öğünde tüketeceklerinizi ayrıntılı bir şekilde anla­tıyor ama yiyeceklerde değişiklik yapmanız için de yeteri kadar alan sağlıyor; böylece istediğinizde öğünlerinizi değiştirebiliyorsunuz.

Ankara Masaj Salonları tekniği altı haftalık bir program, isterseniz bu tekniği altı aydan daha fazla uygulayabilirsiniz ama her altı haftalık süre bir döngü olarak düşünüldü. Programı deneyen yüzlerce kişinin bildir­diğine göre, bir döngüde ortalama 8-11 kilo veriliyor. Sonuçlar her diyet programında olduğu gibi bazı nedenlerden dolayı kişiden kişi­ye değişebilir ama geliştirdiğim ve bildiğim bütün diyetlerden daha şaşırtıcı şekilde tatmin eden şey, istikrarlı bir kilo kaybı sağlaması. Programı uygulayanların yüzde 93’ü döngünün her haftasında kilo verdiler. En önemlisi, diğer diyetleri uygulayan ve kendilerini bir kısırdöngünün içinde bulan birçok kişi, SHRED tekniğini sadece bir hafta uygulayınca tekrar kilo vermeye başladıklarını fark ettiler.

Genel olarak kilosu fazla olmayanlar kesinlikle kilo verecekler ama daha yavaş kilo verme eğiliminde olacaklar. Bu beklenen bir durum, o yüzden eğer bu kategoriye giriyorsanız başlangıçta tar­tıda hızlı ve büyük rakam düşüşleri göremezseniz hayal kırıklığına uğramayın, ister enerjinizin artsın, ister santimetre olarak İncelin, her gelişmeye dikkat edin. Ancak 13 kilodan fazla verecek kilosu olanlar genellikle hemen sonuç almaya başlayacaklardır. Ankara Masaj Salonları tekniğinde ortalama sonuçlar 6-10-2’dir. Altı haftada, programı birebir uygulayan birçok insan 10 cm ve 2 beden İncelirler.

ilk altı haftalık döngüyü tamamlayınca, hâlâ verecek kilonuz varsa, program döngüyü tekrarlayabileceğiniz biçimde tasarlan­mıştır. ilk döngüden sonra, yeni döngünün haftalarını size en iyi uygun şekilde düzenleyebilirsiniz. Bu, SHRED tekniğini İhtiyaçlarını­za göre düzenlemenin yollarından sadece biridir. Söz konusu diyet planları olduğunda “herkese uyan” bir şey olmadığını biliyorum ama Ankara Masaj Salonları tekniği buna yaklaşıyor.

İbni Sina Kitapları

Kaçımız biliyoruz İbni Sina’nın Kanun isimli tıp kitabının 600 yıla yakın süre Avrupa Üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulduğunu, Selçuklu ve Osmanlı döneminde bitkilerle, taşlarla ve musiki ile tedavi konusunda yüzlerce kitap yazıldığını.

Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki emirlere, yasaklara ve tavsi­yelere göre yaşansa, bir insanın hastalanması çok zordur. Peygamber Efendimizin bazen emir, bazen de tavsiye niteliğindeki birkaç hususu, örnek teşkil etmesi için belirtmekte yarar görüyorum:

Meyveler yenirken, içinde kurt var mı diye bakılmadan yenmesi ge­rekmektedir. Bu emir, eğer varsa tiksinmekten kurtulmamızı sağladığı gibi, yenilen kurtçuk da iltihaplanmayı önleyici doğal antibiyotik görevi yapmaktadır.

Cinsel uyanma veya ilişkinin hemen sonrasında bevletmek (WC’de idrar çıkarmak), ayakta idrar çıkarmamak gerekmektedir. Aksine hare­ket prostatın, rahim ve yumurtalık kist ve miyomlannın temel sebep­lerindendir. Ayakta yenilmemesi ve içilmemesi emredilmektedir. Sin­dirimin ve metabolik faaliyetlerin gerektiği gibi gerçekleşmesinin ön şartlanndandır. Yemeğe birkaç tanecik tuz yiyerek başlanması ve birkaç tanecik tuz yiyerek bitirilmesi, yatağın başucunda su bulundurulması ve uyanınca, yataktan kalkmadan birkaç yudum su içilmesi, güneşin do­ğuşu ve batışı sırasında uyunmaması, bal ve çörekotu yenilmesi tavsiye edilmektedir.

Peygamber Efendimizin bir duasını hatırlamakta yarar var: “Yarabbi, beni ihtiyarlık hastalıklarından muhafaza eyle!”

İhtiyarlıkta neler olur ki hastalanırız? Öncelikle hücrelerde bulunan ve bebeklikten itibaren büyümeye devam eden DNA kromozom sarmal­larının büyümesi durur ve uçlardan hasar görmeye başlar. Bu durum çoğu zaman bağışıklık sisteminin tersine çalışmasına (otoimmünite), hücre bölünmesinde ve faaliyetinde anomalilerin oluşmasına, organla­rın ve sistemlerin fonksiyonlarının zayıflamasına veya fonksiyonlannı yitirmesine sebep olur.

Zamanımızda bütün bunların olması için ihtiyarlamaya gerek kalma­mıştır. Çünkü hayatımıza giren her yeni teknoloji vücudumuzda tah­ribata yol açmakta, adeta hastalık üretmektedir. Bilgisayar, televizyon, buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, kablosuz internet, cep telefon­ları, tasarruflu denilen beyaz ampuller, fabrikasyon hazır yiyecekler, asitli içecekler, ketçap ve mayonez, genetiği değiştirilmiş veya hormonlu meyveler ve sebzeler, deterjanlar, nano teknolojik ürünler, sağlığımızı bozmak için emre amade faaliyet göstermektedir. Yine temizlik madde­lerinden ve amalgam diş dolgularından bedenimize giren kurşun, kad­miyum, arsenik, cıva gibi ağır metaller, ihtiyarlarken oluşacak etkileri daha gencecik yaşta oluşturuyorlar.

Biraz dikkat ve taşların kullanımı, hastalanmaktan korunmanıza bü­yük ölçüde yardım edecektir. Örneğin AVENTURİN taşlı bir kolye kul­lanmak, kalbinizin ritmini düzenler, kanın kıvamında kalmasını sağlar, kolesterol ve trigliseritin normal seviyesinde kalmasına, dolayısıyla da­mar sertleşmesinin önlenmesine yardımcı olur. Bu hastalıklara yakalan­dığınızda da başka taşlarla birlikte tedavinize yardım edecektir ama kan dolaşım sisteminde de artık az da olsa hasar kalmış olacaktır.

Bir tarihi roman yazarı

bir tarihi roman yazarı Barbaros Hayrettin Paşanın padişah Kanuni ile buluşmak üzere 1533 yılında İstanbul’a geldiğinde bu yaşam tarzına teslim olduğunu düşünüyor: “…Hayrettin gösterişe düşkün olmuştu. Vücut bakımıyla ilgilenen Habeş köleler her yanını yoğu­rup ovalarken sesini bile çıkartmıyordu. Bunlar büyük ustalıkla kokulu yağları ve bitki özlerini ensesinden tutunda ta gladyatör bacakları gibi güçlü bacaklarına değin yayıyorlardı.

Sonra ayak tırnaklarını kesiyor, nasırları törpülüyor, tarağa gelmeyen dik saçlarını düzeltiyor ve kızıl sakalını kremlerle sıvazlı­yorlardı…” 79

19. yüzyıla gelindiğinde masajla ilgilenen hekim sayısında

artış olmuştur. Konuyla ilgili çeşitli tartışmaların yer aldığı kitaplar yayınlanmıştır. Her halde bunların en ilginci; “masajın çıplak vücu­da mı yoksa elbise üzerinden mi yapılması gerektiği” tartışmasıdır. Ortaçağın insan zihninde yarattığı taassubun 19. yüzyıla kadar uzanan etkisini bu tartışmalarda görmek mümkündür. “Masaj çıplak vücuda hiçbir ara madde kullanılmadan yapılmalıdır” diyen Dr. A. Reibmayr’ın Masaj Tekniği ve Pratik Hekimlik Yönünden Masajın Değeri (1893) isimli kitapları yayınlanmıştır.1

Bu dönemin diğer bir tartışma konusu ise: “Masaj jimnastiğin bir yan dalı mıdır, değil midir?” meselesidir. Konu ciddiyetle tartı­şılmıştır.

isveçli Per Henrik Ling (1776- 1839) masajla jimnastiğin içice oldu­ğunu savunuyordu. Ancak masaj tarihi açısından Ling’in esas önemi ilk olarak masaj manipulasyonlarını düzenleme­sinden gelmektedir. Diğer yandan jimnastikle ilgili yaptığı düzenlemeler ile bir ekol yaratmıştır. 1813 yılında kralın desteğini alarak jimnastik öğ­retmen okulunun açılmasını sağlamış­tır.106 İsveç masajının kurucusudur.

İsveçli Kleen (1847-1928) ise Masaj El Kitabı (1895) adlı eserinde masajın jimnastikle doğrudan ilişkisinin olmadığını belirterek iki konuyu ayrı olarak ele almıştır. Bu dönemde tıp kaynaklı eserlerin çoğunda egzersizle masajın birlikte ele alınması dikkat çekicidir.

Kleen’in egzersizle masajı ayrı konular olarak ele alması enazından “ön yargıların” aşılması açısından önemli bir ilerlemedir.

19. yüzyılda Porry ilk olarak masajın kas, deri ve eklemler­deki fizyolojik etkilerini açıklamaya çalışmıştır. Aynı yıllarda masaja tapotement (darbeleme) hareketi ilave edilmiştir.

Ankara Masaj Salonları hakkında herşey bu sitede sizlerle paylaşılıyor